KALEMİN UCUNA DÖKÜLENLER

Her şey önce bir hayalle başladı. İlk başta anne babamın hayaliydim. Dünyaya geldim. Sonra kendim hayal kurmayı keşfettim ve kendime hayallerimden bir dünya yarattım...
22/03/2011

Anne Babaların "İyi Niyetle" Yaptığı Hatalar

        Çocukları hiç kimse kendi anne babaları kadar çok sevemez ve onlar kadar çocuklarının iyiliğini isteyemez. Çocuklar anlamaz ama anne babalar çocukları için yaptıkları her şeyi iyi niyetle yapar. Tüm o baskıların, yasakların, bağırış çağırışların ve cezaların arkasında hep iyi niyet vardır. Ama anne babaların da anlamadığı bir şey vardır ki o da,  kimi zaman evdeki hesap çarşıya uymayabilir. Yani çocukları için yaptıkları her  “iyi niyetli” davranış her zaman çocuklarının hayrına olmayabilir.

        Bu iyi niyetli davranışların temelinde çocuklarını korumak ve onların üzülmesini engellemek vardır.  Çünkü kendi hayat deneyimleri onlara hayatla ilgili bir takım şeyler öğretmiştir.  Ve onlar da bu tecrübelerin “mutlak doğru”  olduğu varsayımında bulunurlar. Ve bu varsayımların aslında bir yanılgı olabileceğini düşünmeden kendi doğrularıyla çocukları için bir hayat yolu çizerler; çoğu zaman onların fikirlerini bile almadan, hissettiklerini bile sormadan. Çocuklarının yerine mesleklerini belirler, nasıl bir kişiyle evlenmeleri gerektiğinin profilini çizerler. Bu hakkı da kendilerinde görürler çünkü canlarından çok sevdikleri yavrularının ileride “neden beni uyarmadınız?” ya da “neden beni engellemediniz?” demelerinden korkarlar. Bu korkuyu o kadar yoğun yaşarlar ki evlatlarının artık çocukluk çağını çoktan geçtiklerini bile fark edemezler.

        Bu “iyi niyetli” yapılan dayatmacı tavır evlatlarıyla aralarında sorun yarattığında da bunu kendilerine yapılmış bir saygısızlık olarak algılarlar. Bu kadar emek verdikleri, üzerine titredikleri evlatlarının onları, kendi cahilce(!) verdiği karar yüzünden ellinin tersiyle bir kenara ittiğini düşünürler. Düşünürler, düşünürler ama dinlemezler. Dinlendiklerini zannettikleri zamanlarda bile evlatlarını koruma içgüdüsüne yenik düşerek, duymazlar kendilerine asıl denileni. Aynı zamanda körleşirler de, görmezler o canlarından çok sevdikleri ve her şeyden korumak istedikleri evlatlarının kendi tutumları yüzünden gözlerinin önünde eriyip gittiğini.  Aslında evlatlarının amacı ne onları üzmek, ne onları kırmak ne de onlara saygısızlık etmektir. Tek istediği artık bir kuş misali kendi kanatlarıyla uçabilmektir.

        Halil Cibran’ın “Çocuklar” adlı şiirini duyanlarınız olmuştur belki. Aslında ne demek istediğimi ünlü şair benden çok daha güzel bir şekilde anlatmış bu şiirinde. Ben de lafı fazla uzatmadan onun satırlarıyla baş başa bırakıyorum sizleri.

        Çocuklar

        Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
        Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
        Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
        Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
        Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
        Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
        Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
        Çünkü ruhlar yarındadır,
        Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
        Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
        Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
        Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
        Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
        Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
        Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
        Okçunun önünde kıvançla eğilin
        Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
        Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.